Bir zamanlar dünya yuvarlaktır ve kendi etrafında dönüyor diyenleri Romalılar Engizisyon mahkemelerinde yakarak idam ediyorlardı. Bunlardan en bilinen örneği hiç şüphesiz 1633 yılında yargılanarak bu feci sondan bildiklerini inkar ederek kurtulan Galilei olmuştu.
Galilei, dünyamızın sanıldığı gibi evrenin merkezi olmadığını, tersine uzeaydaki yıldızların güneşin çevresinde dolandığını gösteren bilimsel kanıtlar ortaya koydu. Herkesin anlaması için Latince değil, İtalyanca yazdığı ‘Konuşmalar’ adlı kitabında bu konuları işledi... Ama kutsal kitap ....
İnsanlar var oldukları ilk zamandan beridir hep varoluş amaçlarını ve bu amaçlara ulaşmak için kendilerine tahsis edilen araçları birbirleriyle karıştırmışlardır. İlk insanlardan olan Hz.Adem’in çocuklarından Kabil ilk defa bu sapma ile kardeşi Habil’i öldürmüştü. Kabil, nefsinin varoluşunun amacına ulaşmak için bir araç olduğunu unutarak sırf nefsini tatmin etmek amacıyla kardeşini öldürmüştü. Bu ilk suçtan sonra sadece Kabil helak oldu. Annesi Havva ve babası....
Yeni yasama döneminin başlamasına bir hafta kala herkesin umudu eminim ki siyasi yaşamda son yıllarda yaşanan bahar havasının devam etmesidir. Bu umut, son günlerde, gerek BDP cephesinden, gerekse Ak Parti cephesinden yapılan siyasi değerlendirmelerden açıkça anlaşılmaktadır. PKK’nın son dönemde yaptığı eylemlerinden ötürü ortaya çıkan savaş ortamından, ne parti olarak BDP, ne de halk olarak Kürtler memnun değildirler.
Peki bu andan sonra siyasette gerçek bir çözüm için ne yapılmalıdır. Bir taraftan PKK’nın durmak bilmeyen eylemleri, diğer yandan KCK operasyonu ve Kandil operasyonları gündemdeyken sivil siyaset.....
İlginç olan şu ki; ideolojilerinin temeli eleştiri ve özeleştiriye dayanan PKK ve BDP, uygulamada ne eleştiriye ne de özeleştiriye açık konumdadırlar. Hatta eleştiriye o kadar kapalıdırlar ki, kendilerini eleştiren kurum veya kişiler kim olursa olsunlar ihanetle suçlanmakta ve bu yolla yıpratılmaktadırlar. Sıklıkla yazılarımda belirtmiştim; BDP meclis dışındayken kendi seçmenine daha sevimliydi diye. En azından BDP seçmeni meclis dışındaki siyasetçilerinden çok fazla şey beklememekteydiler. BDP ne zaman ki DTP çatısı altında mecliste siyaset yapmaya başladı, işte o zaman ardı ardına hatalar da yapmaya başladı. Ben bunu birazda tecrübesizliğe bağlamak istemiştim o dönemlerde,...
Bana anarşizm mi, kölelik mi diye sorsalar, hiç tereddütsüz anarşizmi seçerdim. İkisi de yaşamın gerçekliğine ters belki, ama köle olup da, insani değerlerlerimi inkar etmektense, anarşist olup insanca yaşamayı tercih ederim.
Maalesef ülkemizde işte bu kavram arasında köleliği tercih edenlerin sayısı bir hayli fazladır. Bakmayın özgürlük vadeden bir partinin ülke seçmenin yarısının oyunu aldığına. Bu oylar çoğunlukla gerçek bir demokrasi için...
Aylardır hasat günü için toprağını süren, gübreleyen, tohumlayan ve sulayan siyasi partiler nihayet 12 Haziran 2011 Genel seçimiyle hasat zamanına kavuştular. Ne ekersen onu biçersin misali hasatla kimse ektiğinden fazlasını biçemedi. Şimdi seçim sonucunda karşımıza çıkan tabloya baktığımızda dikkat çekici ayrıntıların olduğunu görmekteyiz. Bu ayrıntıları özellikle iki parti açısından görmek mümkün. Bu iki partiden biri Ak Parti, diğeri ise BDP tabi ki.
Ak parti 23. yasama döneminde çok çalıştı, Türkiye için ihtilal sayılabilecek reformlar gerçekleştirdi. En sade örneğiyle bu dönemle artık kimse ülkede siyasi bir kaos olduğunda askerin iki dudağı arasından çıkacak muhtıralara bakmamaktadırlar. Yine bu dönemle beraber Kürt Sorunu legal ve özgür bir şekilde tartışılabilecek bir siyasi zemine kavuştu. Bu dönemle birlikte artık Kürt siyasetçilerin özerk bir devlet talepleri parti kapatma davaları ile son bulmamaya başladı. Bu dönem ile Kürt sorunun tartışıldığı anda provakatör....
Türkiye de maalesef halen devlet iktidarı halka güvenememektedir. Bir taraftan Cumhuriyet ilkesi anayasamızın değişmez hükmü iken diğer taraftan Cumhuriyetten şiddetle korkulmaktadır. Bugün 8 yıllık iktidarın en üst noktasında yer alan Sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan bile bu iktidarına, düşünce suçu sebebiyle cezaevine girdikten sonra ulaşabilmesine rağmen, halen düşünce özgürlüğünü suç olmaktan çıkarabilmiş değildir. YSK’nın 12 bağımsız adaya ilişkin iptal kararı da aslında halen yasaların halkın karşısında olduğunun bir göstergesi değil midir? Anayasanın 76. maddesi affa uğramışsa bile terör suçundan mahkumiyet almış kişinin siyaset yapma özgürlüğünün olamayacağını belirtmektedir. Seçilmişin anlamı çok açık aslında. Seçilmiş demek, halkın....
* Sizle yaklaşık 1 ay önce yine burada röportaj yapmıştık. Bu röportajdan bugüne geçen zamanda siyasette çok şey değişti ve gelişti. Özellikle Ak Partinin yaptığı temayül yoklamasını çok eleştirmiştiniz. Bu eleştirinizin sebeplerinde başlayalım isterseniz ?
--- Evet, yaklaşık bir hafta önce yapılan temayül yoklamasının hemen ardından bir köşe yazısı kaleme almıştım. Temayül yoklamaları bilindiği üzere özellikle Şanlıurfa bölgesi için adeta aşiret ağalarının top 10 gibidir. Geçmiş seçimlerde olduğu gibi bugün de bu yoklamalar bölgenin feodal yapısı bilindiğinden Ak...
“Temayül” Türkçe de “meyil” demektir. “Teamül” ise toplumsal alışkanlıklarımız olan “örf ve adetler” anlamına gelmektedir. Şanlıurfa bölgesinde işte bu iki kavram sürekli birbirine karıştırılmaktadır. Bir partinin teşkilatı aynı zamanda halkın iradesinin tercümanıdır veya öyle olması gerekir. Fakat nedense Şanlıurfa deyince her şey sadece geleneksel kalmakta ve halkın değişimine ayak uydurulamamaktadır. Şanlıurfa da siyasetin uygulanış şekli nasıl ki teamüllere göre yapılıyorsa teşkilatların iradeleri de sandıklara temayül yerine teamül olarak yansımaktadır. Şanlıurfa seçim bölgesinde yıllardan beridir toprak ve aşiret ağaları siyasette de söz hakkına sahip oldular. Her seçimde trilyonlar harcayan bu kesim doğal olarak teşkilatta da ön planda olmayı başardılar. Bugün Ak Parti Genel...
Yakın zamanda Mürşitpınar Sınır Kapısı için böyle bir manşet atılmıştı basında. Suruç ilçesinde bulunan Mürşitpınar Sınır Kapısı açılıyordu, eli kulağındaydı. Biliyorum ki Ceylanpınar halkı da bu tarz bir manşeti bekliyor. Bende bu hafta bu manşet için halkımıza düşen şeyler hakkında yazmak istedim.Şanlıurfa ilin de 3 tane sınır kapısı mevcut. Bunlarda biri Akçakale sınır kapısı. Bu kapı 1946 yılından beridir açık. Bugün artık sınırlı ihracat bile yapan bu kapının 1. Sınıf gümrük kapısı olması için çaba sarf ediliyor. Diğer sınır kapısı...